Bir İlüzyonun Ortasında …

Merkez Bankası (MB) finansal istikrar raporunu açıkladı. Çeyrek dönemli açıklanan bu rapor, enflasyon raporu kadar önemli bir hal aldı. Zira finansal istikrarın asıl gündem maddesi olduğu şu günlerde, MB’nin bu konuya ilişkin ayrıntılı değerlendirmesi daha çok önem taşıyor. Rapor, 107 sayfa. Detaylıca okumaya çoktan başladık. Ancak ayrıntılarıyla okuyup değerlendirme yapmadan önce, raporun “genel değerlendirme” başlığı altındaki özeti okumak, genel havayı solumak anlamında yararlı oluyor.
 

Genel değerlendirme başlığı altında, MB şu ana kadar ki politika notlarında söylediklerinin aşağı yukarı tekrarını iletmiş. Birkaç ek maddeden bahsedebiliriz. İlk olarak döviz alım ihalelerine ilişkin tutarın azaltılması kararı belirtilmiş. Döviz alım ihalelerindeki tutar 50 milyon dolardan 40 milyon dolara indirildi. MB bu kararın altında yatan sebebin, Euro bölgesi ülkelerine ilişkin artan kamu borcunun sürdürülebilirliği endişelerini göstermiş ve gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarında nispi bir zayıflamaya neden olduğunun altını çizmiş. Ayrıca sözkonusu zayıflamanın devam etmesi halinde, günlük döviz ihalelerinde alımı yapılacak tutarın kademeli olarak azaltılmaya devam edilebileceğini söylemiş. Böyle bir durumda da piyasaya bu kanaldan arz edilebilecek TL tutarı azalacağından kredi büyümesi açısından 2011 yılının ikinci yarısında zorunlu karşılık oranlarında ilave artışlara duyulabilecek ihtiyacın azalmış olabileceğinden bahsediliyor. Burada altı çizilmesi gereken bir nokta var. Türkiye’ye olan sermaye akımlarının zayıflamasında euro bölgesinin yarattığı durumun yanında ve en önemli olarak kendi endişe verici makroekonomik dengesizliği var. Yani alınan önlemlerin cari işlemler üzerindeki etkisinin neredeyse hiç olmaması ve tırmanan açığın çözümüne ilişkin koordineli bir çözümün gelmiyor olması sermayenin akışını Türkiye’den biraz uzaklaştırıyor. Nisan sonuna kadar gelen paranın yavaş yavaş dışarı çıktığını gözlemliyoruz.
 

Koordineli bir politikadan bahsederken, MB’de aynı konuya parmak basmış ve genel değerlendirmesini bu konudan bahsederek bitirmiş. Diğer kamu otoritelerince alınabilecek ek önlemlerin de benzer şekilde zorunlu karşılık oranlarında ilave artışlara olan ihtiyacı azaltacaktır diye not düşülmüş. Ek önlemler denilirken hükümetin maliye politikasına ilişkin daha sert bir tutum sergilenmesi gerekliliğinden bahsedilmiyor ne yazık ki. Çünkü raporun içinde kamu maliyesinde disiplinin sağlanmış olmasından sözediliyor. Belli ki, ek önlemler özellikle BDDK’dan bekleniyor. Maliye politikalarına ilişkin disiplin ilüzyonunun devamını görmek endişe veriyor.

Özlem Bayrakar GÖKŞEN

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Güven Sak: Avrupa, Türkiye İçin Varoluş Meselesidir

Avrupa’nın uzayan krizi Türkiye’nin sorununu yapısallaştırır. Bilmem siz farkında mısınız?   Kriz sonrasında hem büyüme hem de dış ticaret rakamlarına...

Kapat