Bankacılık Sektörünün Kârı 1.8 Milyar Azaldı

Haziran ayını itibariyle bankacılık sektörünün dönem net kârı yıllık bazda 1.8 milyar TL azalma kaydederek, 10.3 milyar TL’ye geriledi.

 
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Finansal Piyasalar Raporu’nda, Haziran itibarıyla bankacılık sektörünün dönem net karının, geçen yılın aynı dönemine göre 1,8 milyar lira tutarında bir azalma göstererek 10,3 milyar lira düzeyinde gerçekleştiği belirtildi.

 

Sektörün kar tutarında geçen yılın aynı dönemine göre meydana gelen azalmanın, temel olarak net faiz gelirlerinde meydana gelen 2 milyar lira tutarındaki azalmadan kaynaklandığı kaydedildi.

 
BDDK tarafından üç ayda bir hazırlanan Finansal Piyasalar Raporu yayımlandı.
 

Küresel ekonominin üç sorunlu alanla karşı karşıya olduğu bir dönemden geçildiği belirtilen raporda, bu sorunların kamu borç stoku, büyüme ile istihdam sorunsalı ve sosyal istikrarsızlık ve sıkıntılar olarak görüldüğü bildirildi.
 

IMF’in bu yıla ilişkin büyüme tahminlerinin yüzde 4,4′ten yüzde 4,3′e revize edildiği aktarılan raporda, ABD ve Japonya ekonomisi büyüme performansı bakımından zayıf bir görüntü arz ederken, Avrupa Birliği ekonomilerinin kamu borç stoku ve kamu finansmanı sorunlarının daha da arttığı ve bu durumun da küresel ölçekte finansal piyasaları olumsuz etkilediği ifade edildi.

 
Söz konusu dönemde ayrıca, ABD borç tavanına yönelik siyasal gerilimle avro alanında yaşanan sosyal sıkıntıların, piyasa güveninin belirgin bir biçimde bozulmasına yol açtığı belirtildi.

 
Raporda, şunlar kaydedildi:
 

”Küresel krizin ardından gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan ekonomiler arasındaki ayrışma artmış olmakla birlikte, gelişmiş ekonomilerin küresel ekonomideki ağırlıkları ve yüksek bütünleşmeleri, yaşanan sıkıntıların kısa sürede küresel istikrarsızlıklara yol açması riskini yükseltmektedir. 2011 yılının ikinci çeyreği verileri ve açıklanan diğer iktisadi göstergeler, Türkiye’nin gelişmiş ekonomilerle olan pozitif ayrışmasının sürdüğünü göstermektedir. Avro alanının çevre ülkelerinde görülen borçlanma krizinin merkez ülkelere bulaşma olasılığının güçlendiği bir dönemde küresel bir durgunluk yaşanması ihtimali, Türkiye’nin ekonomisine yönelik yeni tedbirleri içeren bir yaklaşımın benimsenmesini gerektirmektedir.
 

Nitekim zayıf seyreden dış talebin azalması ihtimaline karşı iç talep üzerindeki sınırlayıcı unsurların bu dönemde bir miktar gevşetilmesi yönünde yaklaşımlar sergilenmektedir. Küresel ortamda yeniden alevlenen risklere rağmen, Türkiye’nin borçlanma, maliye ve para politikaları muadil ekonomilere göre çok daha sağlam olup, söz konusu güçlüklerin yönetilebilir olduğu görülmektedir. Ayrıca kamunun yanı sıra, hane halkı ve şirketler kesiminin borçlanma durumu krizin merkezindeki ülkelere göre daha istikrarlıdır.”

 
FİNANSAL SEKTÖRÜN TOPLAM AKTİFLERİ BÜYÜMEYE DEVAM ETTİ
 

Türk lirasındaki değer kaybının cari açık riskinin sınırlanmasına yardımcı olabileceğine dikkati çekilen açıklamada, cari açığa yönelik halihazırda alınmaya başlanan yapısal önlemelerin daha da fazla gündeme gelmesinin muhtemel olduğu bildirildi.

 
Ayrıca, muhtemel bir küresel durgunluk riski karşısında, verginin tabana yayılarak vergi gelirlerinin artırılması, kayıt dışı ekonomi ile daha etkin mücadele ve kamu harcamalarının verimli alanlarda kullanılması araçlarına daha fazla başvurulmasının yararlı olabileceğine işaret edilen raporda, şöyle devam edildi:

 
”Finansal sektörün toplam aktifleri 2011 yılının ikinci çeyreğinde de büyümesini devam ettirmiş, Haziran ayı itibarıyla 1,48 trilyon lira olarak gerçekleşmiştir. Bankacılık sektörünün, finansal sektörün toplam aktiflerindeki payı yüzde 76,2 olarak gerçekleşmiş ve bankacılık en büyük sektör olmayı sürdürmüştür. Finansal şartlar ve intibak sürecine uyum sağlayamama gibi nedenler dolayısıyla finansal kiralama şirketlerinin sayısında 2006 yılından beri yaşanan azalma devam etmiştir. Finansal sektöre erişim kanalları, bankacılık sektörü ağırlıklı olarak büyümektedir. Bankacılık sektöründe yıl sonuna göre 281 yeni şube açıldığı görülmüştür. Şubeleşmeye paralel olarak istihdam edilen personel sayısı da 5 bin 883 kişi artmıştır. Mudiler, finansal sektörün en büyük müşteri kitlesi olmaya devam etmiştir. 2010 yılı sonuna göre Haziran itibarıyla hayat dışı poliçeler ve hayat poliçelerinde ciddi bir artış gerçekleşmiştir. Kredi müşteri sayısı yıl sonuna göre 2 bin 22 kişi artmıştır.

 
Yatırım portföyleri incelendiğinde yurt içi yerleşiklerin TL mevduat, hisse senedi, yatırım fonları ve DİBS tercihlerinin arttığı görülmüştür. Altın fiyatlarındaki artış, kıymetli maden hesaplarının değerini ve bu hesaplara talebi artırmıştır. Sigorta prim üretiminin ilk altı aylık göstergelerine bakıldığında bu yılın sonu itibarıyla önceki yıla göre artış gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Yatırım araçlarının üç aylık reel getirilerine bakıldığında borsa endeksi, dolar ve mevduatın yatırımcılarına kaybettirdiği buna karşın avro ve altının ise kazandırdığı görülmektedir.”

 
TAKİBE DÖNÜŞÜM ORANI 2002′DEN BU YANA EN DÜŞÜK SEVİYEDE
 

Bankacılık sektörünün toplam aktiflerinin yılın ilk yarısı sonunda altı aylık dönem içinde yüzde 13,8, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26,1 büyüdüğü belirtilen raporda, yıllık aktif büyümesinin yüzde 70′i kredilerdeki, yüzde 17′si ise bankalar, Merkez Bankası ve para piyasalarından alacaklar kalemindeki artıştan kaynaklandığı kaydedildi.

 
Bankacılık sektörünün maruz kaldığı kredi riskinin, yılın ilk yarısı itibarıyla iniş eğilimini sürdürdüğü belirtilen açıklamada, ”Bu dönemde takibe dönüşüm oranı yüzde 2,9′a gerilemiştir. Söz konusu değer, 2002 yıl sonundan beri gözlenen en düşük değer olması itibarıyla bankacılık sektörünün kredi kalitesinde yaşanan yükselişi göstermekle birlikte kredi kalitesinin iyileştirilmesi hususunda sektörün önünde önemli bir mesafe olduğu söylenebilir. Haziran ayı itibarıyla takipteki alacak tutarı da önceki çeyreğe göre yüzde 1,5 oranında azalarak 18,6 milyar liraya gerilemiştir” denildi.
  
Kredilerin, türleri itibarıyla incelendiğinde KOBİ kredileri, bireysel krediler ve ticari kredilerin takipteki alacaklarında ve takibe dönüşüm oranlarında gözlenen düşüş eğiliminin Haziran ayı itibarıyla da sürdüğünün dikkati çekildiği raporda, Haziran itibarıyla takibe dönüşüm oranlarının; KOBİ kredileri için yüzde 3,4, bireysel krediler için yüzde 3,3, ticari krediler için ise yüzde 2,4 seviyesine gerilediği bildirildi.

 
KREDİ KARTLARINA İLİŞKİN TAKİPTEKİ ALACAK TUTARI ARTTI

  
Bireysel krediler incelendiğinde, Haziran itibarıyla konut, taşıt ve ihtiyaç kredilerine ilişkin takipteki alacak tutarlarının bir önceki çeyreğe göre sırasıyla yüzde 10, yüzde 7,9 ve yüzde 3,5 oranında azaldığı, kredi kartlarına ilişkin takipteki alacak tutarının ise yüzde 0,2 oranında arttığı ifade edildi.
 

Finansal Piyasalar Raporunda, yılın ikinci çeyreğinde bankacılık sektörünün maruz kaldığı piyasa riski için ayırması gereken sermaye miktarının da bir önceki çeyreğe göre yüzde 4,2 artarak 2,9 milyar liraya yükseldiği belirtildi.
 
Bankacılık sektöründe en çok işlem gören türev ürünlerin para swap işlemleri, faiz swap işlemleri, para opsiyon işlemleri ve para forward işlemleri olduğuna işaret edilen raporda, bu dört işlemin toplam türev işlemler içerisindeki payının yüzde 94,64 seviyesinde bulunduğu kaydedildi.

 
Geçen yılın sonu itibarıyla toplam türev işlemlerin yüzde 49,92′si 3 ay ve daha kısa vadeliyken, bu yılın ilk yarısı itibarıyla söz konusu oranın yüzde 46,80 olarak gerçekleştiği aktarılan raporda, karşı tarafı yurt dışında yerleşik olan türev işlemlerin toplam türev işlemler içerisinde daha yüksek bir paya sahip olduğu ifade edildi. Raporda, toplam türev işlemlerin yüzde 47,90′ının ve swap işlemlerinin yüzde 59,1′inin karşı tarafının İngiltere’de yerleşik olmasına dikkati çekildi.

 
DÖNEM NET KARI, GEÇEN YILA GÖRE DÜŞTÜ

 
Bankacılık sektörünün SYR’sinin Haziran itibarıyla, yüzde 17,1 düzeyinde gerçekleştiği ve bu dönemde de güçlü görünümünü koruduğu belirtilen raporda, şöyle denildi:
  

”Bankacılık sektörünün ana sermayesi, 2011 yılı ikinci çeyreğinde 4,6 milyar lira artış göstererek, özkaynak içindeki payı yüzde 90,7 olarak gerçekleşmiştir. Ana sermayenin özkaynak içindeki ağırlığı, Türk bankacılık sektöründeki yüksek sermaye kalitesine işaret etmektedir. Haziran itibarıyla bankacılık sektörünün dönem net karı, geçen yılın aynı dönemine göre 1,8 milyar lira tutarında bir azalma göstererek 10,3 milyar lira düzeyinde gerçekleşmiştir. Karlılıktaki genel eğilim küresel bazda değerlendirildiğinde, G20 ülkeleri arasında Türk bankacılık sektörünün en yüksek karlılık oranlarına sahip ülkeler içinde yer aldığı görülmektedir. Sektörün kar tutarında geçen yılın aynı dönemine göre meydana gelen azalma ise temel olarak net faiz gelirlerinde meydana gelen 2 milyar lira tutarındaki azalmadan kaynaklanmaktadır.”

 
Söz konusu dönemde kredilerden alınan faizlerde 3 milyar liralık artış olmasına rağmen, menkul değerlerden alınan faizlerle bankalardan ve para piyasası işlemlerinden alınan faizlerdeki düşmenin etkisiyle faiz gelirlerinin 1,4 milyar lira, faiz giderlerinin ise 3,4 milyar lira arttığı aktarılan raporda, aynı dönemde faiz dışı gelirlerde 1,4 milyar lira, faiz dışı giderlerde ise 2,6 milyar lira artış yaşanmasının etkisiyle, faiz dışı gelir-gider dengesinin faiz dışı giderler lehine sonuçlandığı kaydedildi.
  

Aktif ve özkaynak karlılıklarında ılımlı azalış eğiliminin sürdüğü belirtilen raporda, ”2011 yılının ikinci çeyreğinde, önceki yılın aynı dönemine göre aktif ve özkaynak karlılıkları sırasıyla 0,6 ve 3,7 puan azalarak, yüzde 2 ve yüzde 15,4 düzeylerine gelmiştir” denildi.

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Toplantı Sonrası Piyasalardaki Son Durum ( 27.08.2011 – 01:58)

Bernanke'nin toplantı sonrası yapmış olduğu açıklamalardan sonra ABD borsalarında sert satışlar yaşanırken haberin etkisinin geçmesi ile ABD borsaları kayıplarını telafi...

Kapat