Avrupa Krizi Türk Piyasalarına Nasıl Yansır?

Son iki haftadır dünya piyasalarında yaşanan sert düşüşler Türkiye piyasalarını da olumsuz şekilde etkiliyor. Hatta dün itibarı ile Avrupa ve ABD borsalarında %3-5 düşüşler yaşanması yatırımcı psikolojisinin iyice bozulup panik moduna girdigini gösteriyor.

Bu gelişmeleri Ata Portföy Yönetimi olarak nasıl yorumladığımızı kısaca belirtmek istiyoruz:

Öncelikle olumsuz ortamdan etkilenmekle birlikte panik olmadan gelişmeleri olabildiğince soğuk kanlı değerlendirmeye çalışıyoruz.

Krizin temelde Avrupa merkezli olduğunu ve Avrupa’daki ülke kamu borçlarıyla ilgili olduğunu tespit edelim. ABD’de son veriler ekonomik toparlanmada bir miktar ivme kaybına işaret etse de ABD’nin yeni bir krize gireceğini tahmin etmiyoruz. Sonuç olarak bu krizde Avrupa ülke borsaları ve para birimi Avro’nun değer kaybederken riskten kaçış önce Altın, Isviçre Frangı ve Japon Yen’ine talep yarattı. Ayrıca riskli varlıklardan ABD tahvillerine para akışının devam etmesi ABD’de 10 yıllık tahvil faizlerini %2.5 seviyesinin de altına getirdi.  

Türkiye ise çoğu makro ekonomik verisi açısından oldukça sağlam olmakla birlikte Avrupa’daki kriz ortamına yüksek bir cari açıkla girmekten dolayı krizden önce döviz kurlarında artıştan dolayı etkilenmeye başladı. Dolar kuru 1.70, Euro kuru ise 2.45’i aştığında TCMB önce döviz alım ihalelerini iptal ederek, bugün ise 50 milyon Dolar’lık döviz satış ihalelerine başlayarak ve DTH’ların munzam karşıkıklarını düşürerek kurların daha fazla yükselmesini istemediğini gösterdi.

TCMB’nin faiz kararı ise küresel piyasaların karışık olduğu bu dönemde yeterince net bir karar olmadı: TCMB, gecelik faizi %1,5’tan %5,0’e çıkartarak sıkılaştırma yönünde bir karar alırken; politika faizi olan haftalık repo faizini ise süpriz bir şekilde %6,25’ten %5,75’e indirmesi özellikle yabancı yatırımcılarda şaşkınlık yarattı. TCMB bu adımı Avrupa krizinin olası yavaşlatıcı etkileri nedeniyle attığını ifade ediyor ancak 2011 ilk çeyreğinde dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olan Türkiye’nin faiz indirmesi yatırımcılara yanlış bir adım gibi geliyor. Biz de bu izlenime katılıyoruz. TCMB faiz indirmek için enflasyonun bir kaç ay daha gerilediğini, iç talebin daha belirgin bir şekilde yavaşlayıp cari açığın gerilemeye başladığını görmeyi beklemesi bize göre daha doğru olurdu.

Ancak TCMB’nin Türkiye’nin cari açığında düzelme başlayacağı tezine katılıyoruz. Hatta son kur yükselişi ile bunun için 4. Çeyreği de beklemek gerekmeyecek diye düşünmekteyiz. Bu nedenle kurlarda daha fazla yüksleliş olursa bizce bu dövizden TL’ye geçmek için fırsat olarak kullanılmalı.

Hem içerde hem de dışarda ekonomik büyümenin yavaşladığı bir ortamda Türkiye’de tahvil faizlerinin daha da gerilemesi bize olası gözüküyor. Tahvil faizleri 2011 yılı için belirlediğimiz %8-10 bandının alt noktasına doğru yaklaşabilir. Bu nedenle önümüzdeki aylarda tahvil/bono ağırlıklı B Tipi Fonların daha iyi performe etmesi beklenebilir.

Hisse senedi ise bu ortamdan en olumsuz etkilenen varlık sınıfı oldu. Çünkü ekonomik yavaşlama şirket karlarının düşeceği anlamına gelir. Biz bu beklentiyle portföylerimizde sanayi, gayrımenkul ve perakende ağrılıklı hisse senetlerinden kademeli olarak banka hisselerine geçmeye başladık. Çünkü bankaların net kar marjları yılın 3. Çeyreğinde artmaya başladı. Ayrıca düşen faizler bankaların bilançolarındaki tahvil/bono yatırımlarının değer kazanmasına yarayacak.

Ancak bu geçişi henüz tamamlayamadık çünkü IMKB dünya piyasalarına paralel olarak bu hafta yaklaşık %8 değer yitirdi. Kıyaslama açısından ABD’de borsaların bu hafta %6-7; Avrupa’da ise %9-13 değer kaybettiğini eklemek gerek. Dolayısıya IMKB’deki düşüşün büyük ölçüde global etkenlerle yaşandığını söyleyemek yanlış olmaz.

Bizim beklentimiz AB’de borç krizinin Italya ve Ispanya’ya sirayet etmemesi için daha ciddi önlemlerin geleceği yönünde. AB’nin Yunanistan, Portekiz ve Iranda gibi küçük ülkelere uyguladığı yardım yöntemleri bu iki büyük ülke için yeterli ve uygun olmaz. Sanıyoruz tüm otoriteler bu hafta bunun farkına vardılar ki Avrupa liderleri arasında görüşme trafiği artmaya başladı. Ne tür bir önlem alınacağını bilemiyoruz ancak sonuç olarak Avro basılması gerekeceğinden Avro’nun Dolar’a karşı değer yitirmesi beklenmeli.

Türkiye varlıklarına yatırım yapan yatırımcılarımız için ise daha önceki sert düşüşlerde yaptıkları gibi bu süreci sükunetle geçirmelerini öneriyoruz. Fonlarımızın varlık dağılımlarının Türkiye’nin olumlu beklentilerine uygun olduğunu ve Avrupa krize uzun vadeli çözüm bulma yoluna girdiğinde bu fonlarımızın bu hafta yaşanan kayıpları geri almasını bekliyoruz. Yatırım zamanalamasıyla ilgili ise şunu belirtmek isteriz: Genellikle herkes kaçarken fonlara girmek doğru zaman iken; piyasalar panikteyken çıkmanın ise oluşan zararları realize edip gelecek getiri potansiyelinden vazgeçmek anlamına gelir.

İyi bir hafta sonu ve Ramazan Ayı dileriz.

Mehmet Gerz

GMY/CIO

ATA Portfoy Yonetimi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
S&P, ABD’nin kredi notunu düşürdü

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor’s (S&P), dünyanın en büyük ekonomisi ABD’nin ”AAA” olan uzun vadeli kredi notunu, tarihinde...

Kapat