Anayasa Maratonu Başlarken

 

Bir kaç gündür yazamadığım için özür dilerim, ailemizin büyük kızı kedimiz Leo elim bir ameliyat geçirdi.  Onu daha gözleri kapalıyken, sokaktaki bir çocuktan almıştık.  “Abi, valla kedi AKP’li”  diye bize yemin-i billah etti.  Ama, havyanın gözleri açılıp beyni inkişaf edince, muhalif oldu.  Biz de dün hastanaye götürüp lobotomi yaptırdık.  Şimdi büyük basın kuruluşlarından herhangi birinde köşe yazarı olabilir.  Şimdi ne zaman Sn Erdoğan’ı televizyonda görse “Bölgesel güç”, Sn Başçı’ya rastlasa “Faiz indirimi” diye miyavlıyor.

 

Türkiye tarihi günler yaşıyor, TBMM’nin açılması ile birlikte 21ci Yüzyılda nasıl  bir rejimde yaşayacağımızı belirleyecek olan yeni anayasa maratonu başlayacak.  BDP’nin TBMM’e dönmesi, CHP’nin tutuklu milletvekillerinin durumunu çalışmalara katılmak için önşart olarak ortaya sürmemesi gibi iyimser gelişmeler var, ama anayasa çalışmasının ortaya partilerin üstünde uzlaşacağı bir metin çıkartacağından hiç emin değilim. Önögürümün doğru çıkması halinde, Türkiye’de siyasi riskin yavaş yavaş artacağını, kısa zamanda da ekonomi ve piyasaları olumsuz etkileyeceğini öne sürüyorum.

 

Anayasada en önemli tartışma konusu Kürt kardeşlerimizin muhatap olduğu ayrımcılık ve devlet zulmünü ortadan kaldıracak düzenlemeler.  Bu yüzden BDP’nin anayasa çalışmalarına katılması ve maksimalist taleplerden vazgeçip, asgari müştereklerde buluşmayı kabul etmesi laızm.  BDP’nin altına imza atmadığı bir anayasanın Kürtler nezdinde geçerliliği olmaz. Ama, PKK Güneydoğu’da hakimiyetini her geçen gün artırıp, KCK üyelerinin gözaltıları sürdükçe de BDP uzlaşmaya yanaşmaz, yanaşamaz  zaten, yoksa terör onu da vurur.  AKP, bu konuda baştan büyük hata yaptı.  Gidip Oslo’da PKK, İmralı’da Öcalan ile görüşeceğine, baştan BDP’yi muhatap alıp, merkeze gelmesini teşvik etmeliydi.

 

PKK bir kurtuluş hareketi değil, profesyonel bir terör örgütü.  İnsan ve uyuşturucu kaçakçılığından, haraç almaktan beslenir.  Çök sözünü ettikleri halklar arası barışın onlara hiç getirisi yok.  Asla siyasete dönmelerine izin verilmeyecek.  Ceplerine emekli maaşı koyulup, İsveç’de ren geyikleri ile yaşamaya mahkum edilecekler.  Niye barış istesinler?  Öcalan Kürt kardeşler nezdinde ilah statüsünde olabilir, ama tek derdi ev hapsine çıkıp dışardan kebap ısmarlamak.  Onu için de “barış” kendi yaşam şartlarının iyileştirilmesi ile eşanlamlıdır.  BDP’yi masaya çekmek ve Kürtlerin gerçek temsilcisi konumuna yükseltmek için hala çok geç değil.  Öcalan’ın avukatları ile görüşmesinin yasaklanması çok doğru karar.  İkinci ayak ise  Kuzey Irak’a girilerek terör örgütünün sınır boyundaki kamplarının dağıtılması Kandil eteklerinde kalıcı askeri üs edinmek olmalı.

 

Türkiye’nin Kürt sorununu çözmek için en fazla 2 yılı var. Gelecek sene ABD Irak’tan askerlerini çekince, Arap ve Kürtler iç savaşa gidecek, Kürtler’in Irak’tan bağımsızlık özlemi iyice yükselecek.  Esat rejimi yıkılırsa,  sınırda yaşayan 2 milyon Kürt otonomi isteyecek.  Türkiye’de ise PKK’ya karşı pasif davranıp, her önüne gelen kızgın genci “vay PKK’ya yataklık yapıyor” diye içeri  almaya devam ettiğimiz sürece, Kürtler’in küskünlüğü devam edecek.  BDP ve Barzani şimdiden pan-Kürdizm kokusu aldı.

 

Bir iki yıl içinde halen dört ülkede birbirinden az-çok bağımsız seyreden Kürt protesto hareketleri birleşebilir.  O zaman da sorun bizi aşar.  Eğer PKK kısa sürede askeri olarak bitirilmezse, Sn Erdoğan bölgesel güç olmayı filan da unutsun.  İran, İsrail ve rejimini kurtarabilirse Esat PKK’yı taşaron olarak kullanarak Türkiye’yi içerden oyacak.

 

Anayasa’nın önünde PKK terörü birinci engebe, ikincisi  ise yargının tamamen AKP’in kontrolüne geçmesi.  Bunu ben söylemiyorum.  8 yılla yargılanması muhtemel eski Deniz Feneri Savcı’sı söylüyor, Yargıtay’dan istifa eden hakim söylüyor. Demokrasinin en temel şartı güçler ayrılığı.  Eğer yargının üstünde AKP’in hipnotik etkisi sürerse, demokrasiden hiç medet ummayın. CHP’nin  en azından yüksek yargıda atamalarda söz sahibi olacak bir anayasa maddesi için bastırması son derece muhtemel.  Aksi halde bu ülkede muhalefet bir daha seçim kazanamaz.

 

Şu anda bile uzun ve haksız tutuklamalardan ürken,  milyarlık vergi davalarından sinen basında hiç bir muhalif ses kalmadı.  CHP lideri Sn Kılıçdaroğlu hem son derece başarılı bir seçim kampanyası yürüttü, hem de seçimden sonra ülkede siyasi gerginliğin azalması ve sorunların çözülmesi için çok yapıcı öneriler sundu. AKP’nin PKK görüşmeme yalanını, İsrail’e karşı ikircikli tutumunu gözler önüne serdi.  Ama, hiş bir basın kuruluşu cesaret edip de Kılıçdaroğlu’nun mesajlarına fazla yer veremez.  Köşe yazarları iki makale arka arkaya CHP’ni politikalarını savunamaz. Basın ambargosu altında muhalefet seçim kazanamaz  Yargı üstünde muhalefet denetimi ikinci kavga konusu.

 

Üçüncü kavga konusu ise AKP’nin bir noktada başkanlık sistemini yeniden masaya koyması olacak.  Sn Erdoğan’ın çok büyük bir başağrısı var.  En geç 2014 yılında Sn Gül’den boşalacak koltuğa oturacak, ama cumhurbaşkanlığının kısıtlı yetkileri ile o koltuğa oturunca parti parçalanır.  Adı başbakanlıkve parti başkanlığı için geçen isimlerden hiç biri Sn Erdoğan’ın başarıyla uyguladığı sopa-havuç  dengesini tutturup muhalif vekilleri zapt-ı rapt altında tutamaz. Sn Erdoğan ya  Rusya’da olduğu gibi Sn Gül’le yer SWAP’ı yapacak, ya da cumhurbaşkanlığı yarışına girerken, arkasında ABD tarzı yetkilerle donatılmış bir mevki isteyecek.  Şimdi duruma muhalefet açısından bakın: TBMM AKP’de, yargı AKP’de, bir de dev yetkilerle donatılmış cumhurbaşkanlığı AKP’de.  Oyun biter.

 

Bir de kimsenin onlar uğruna kavga vermeyeceği, bu yüzden sorunları asla bitmeyip kanayan yaramız olmaya devam edecek iki grup var.  AKP’nin artık çocuk fabrikasının ötesinde hiç bir hak tanımadığı kadınlar ve din derslerinde Hazreti Ali ile ilgili yalan-yanlış bir kaç paragrafın reform diye yutturulmaya çalışıldığı Aleviler.  Kim kadınlar ve Aleviler için mücadele edecek bilmem, ama  CHP  sırf cemevleri ibadet yeri sayılsın diye israr ederse, anayasa yine kitlenir.

 

Özetle, tersine kanıt görmedikçe ortaya üstünde tüm partilerin uzlaştığı bir anayasa metni çıkmayacak varsayımı ile ekonomi ve piyasalara bakıyorum.  AKP, 3 en fazla 6 ay uzlaşma için çabalar, ardından 3-4 milletvekili transferi ile kendi anayasa metnini referanduma sunar.  EĞER,  ekonomide büyüme %5 veya üstünde seyretmiyorsa, AKP’nin diğer partilerin muhalefet edeceği metni seçmene kabul ettirmesi çok zor.  Hele hele, o referandum bir de PKK terörünün azdığı ortamda yapılırsa, AKP Rus ruleti oynamış olur.  Bu yüzden de küresel konjünktür tersini emretse de, TCMB ve AKP para ve bütçe politikasını elden geldiğince gevşek tutarak ne pahasına olursa olsun büyümeyi  pompalayacak.  Daha önce de bu satırlarda sık sık yazdım, eğer küresel konjünktür resesyonsa, bu çaba kısmen başarılı olabilir. Yok, resesyon artı kredi krizinin başgöşterdiği bir senaryoda halk oylaması yapılacaksa, TCMB-AKP  çabaları ters teperek, Türkiye’yi yüksek enflasyon ve fazi mahkum eder.

 

Zaten, Kıbrıs, Irak ve Suriye’de yaşanacak gelişmeler 2012 yılında politik risk priminin yükseleceğini vaad ediyordu.  Anayasal referandum riskleri bir hayli yükseltir. Şimdiden, bana ve temasta bulunduğum diğer stratejistlere yabancı  müşteriden gelen sorulardan politikanın yeniden piyasaların gündemine taşındığını görüyorum.  Gelecek sene fiyatlamayı da etkilediğini göreceğiz.

 

 

Atilla Yeşilada,

ayesilada@gmail.com

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: EFSF oylaması olumlu fakat bu yeterli mi ?

EUR/USD ANALİZ Almanya'da parlamento Avrupa Finansal İstikrar Fonunda (EFSF) yapılması öngörülen değişiklikleri onayladı. Parlamentodaki oylamada, EFSF reformu 523 oyla kabul...

Kapat