Analiz: İğne ve Çuvaldız

Yapı Kredi Yatırım olarak, Avrupa’daki borç sorunlarına 2010 sonundan itibaren dikkat çekmeye başlamıştık.
 

Her “kurtarma” haberi geldiğinde bu sorunun henüz çözülmediğini düşündüğümüzü aktardık. Bu nedenle de uzun zamandır temkinli olunması ve aşırı riskler almaktan kaçınılması gerektiğini vurguladık.

 
Bizdeki ekonomi ve piyasa tartışmalarına bu anlamda değişik bir açıdan bakılmasının faydalı olabileceğini düşünüyoruz. Genel görüş kabul edilen “Türkiye ekonomisinde aşırı ısınma var, acilen soğutma önlemleri alınmalı” görüşüne katılmadığımızı uzun zamandır belirtiyoruz. Bu tezin geçersizliğini savunmamızın nedenlerini göstermek için de birçok değişik araştırma ve yorum yayınladık. Tahminimiz bu aşırı ısınma algılamasının yılın ikinci çeyreğinde kendisini “yavaşlama” gerçeğine bırakacağı yönünde. Son kapasite kullanım oranları ve diğer göstergeler, ikinci çeyrekten itibaren büyüme temposunda bir düşüş yaşanacağına işaret ediyor. Ayrıca, baz etkisinin de devreden çıkacağını unutmamak gerekir. “Acaba aşırı ısınma yerini aşırı soğuma algısına bırakır mı?” sorusunu ısrarlı bir şekilde sormuştuk. Bugün Merkez Bankası’nı yeterince sert frene basmadığı gerekçesiyle eleştirenler, ileride bu tedbirler nedeniyle “ekonomide durgunluğa girildiği” yönünde eleştiri yapabilir diye eklemiştik.
 

Gelinen nokta itibarıyla maalesef öngörülerimizin büyük oranda doğru çıktığını söyleyebiliriz.

 
Burada kritik öneme sahip olan ve belki de yeterince dikkat edilmeyen konu, içinde bulunduğumuz dünya konjonktüründe çok ciddi kırılma işaretlerinin olduğu. Aşağı yukarı tüm ekonomilerin büyüme ivmesinde neredeyse senkronize bir şekilde hız kaybı yaşanıyor. Bu hız kaybı beraberinde küresel bir durgunluk gelmesi riskini artırıyor. Olaylar gelişmeden tahmin etmeye çalışmanın ve buna göre stratejiler oluşturmanın önemi bizce bir kere daha ortaya çıktı.

 
Bu bağlamda Merkez Bankası’na yapılan bazı eleştirilerin de haksız olduğunu düşünmeye devam ediyoruz. Merkez Bankası 2010 yılının sonlarına doğru bazı uyarılarda bulunmuş ve önlemler almıştı. Ama yapılan uyarıların ne kadar ciddiye alındığı bizce tartışılabilir. Görüşümüze paralel olarak, Merkez Bankası da ekonomiyi yavaşlatmaya yönelik daha şiddetli önlemlere ihtiyaç duyulmadığını, bu nedenle faiz artışının gerekmediğini belirtmişti.
 

Avrupa konusunda bize göre sorulması gereken en önemli sorular şunlardır: Bu krizin başka ülkelere de sirayet etmesine karşı daha büyük ve sağlam bir güvenlik duvarı inşa edildi mi? CDS’lerin (credit default swap) durumu ne olacak? Bizce her iki sorunun cevabı da belirsiz. AB liderlerinin aldığı kararlar, doğru yönde atılmış önemli adımlar olmakla birlikte, bu mevcut program etrafında yürütme riski ve Özel Sektör Katılımı (yani ‘gönüllü’ bir borç yeniden yapılanması) Yunanistan CDS’lerini tetikleyip tetiklemeyeceği gibi konuların netleşmesi gerektiğini düşünüyoruz
 

Bize göre özetle dışarıdaki sorunların tamamen çözülmedi. ABD borç limiti sorununu 2 Ağustos tarihine (kimilerine göre 10 Ağustos’a kadar) kadar çözmek zorunda. Ancak Avrupa borç sorununun tekrar karşımıza çıkacağını öngörüyoruz. Bu şartlarda ülkemizde sert frenin gerekli olduğu yönündeki eleştirileri ve yorumları anlamak hala güç…

Murat BERK

Dünya Gazetesi

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
26 Temmuz 2011 LiderForex Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Finans dünyasının önde gelen isimlerinden John Hopkins Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Steve Hanke, Bloomberg HT'ye yaptığı açıklamada, "Yunanistan...

Kapat