Akbank Başekonomisti Fatma Melek’in Bir Çok Soruya Cevabı

Türk bankalarının riskli ülkelerdeki parası 1 mlr $

 

Akbank Başekonomisti Fatma Melek, Türk bankalarının Euro Bölgesi’ndeki toplam risklerinin 10 milyar dolar olduğunu belirtti. Melek, sektörün kriz ile boğuşan Yunanistan, Portekiz gibi AB ülkelerindeki riskinin ise sadece 1 milyar dolar olduğunu kaydetti.

Fatma Melek, ülkelerinin kamu borçları nedeniyle sorun yaşayan Avrupa bankalarının büyük risk altında olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği’nde karar mekanizmalarının uzun zaman aldığını belirten Melek, “Bankalar euro bölgesinde kredilerin temel kaynağı olduğu için Avrupa Merkez Bankası’nın aldığı tüm önlemler de bu likidite akışını sağlamaya yönelik önlemler oldu. Piyasaya likidite verdi. Avrupa Merkez Bankası’nın verdiği fonlamanın yüzde 70’si Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi ülkelere gitti. Borç vererek krizi atlatmaya çalıştılar. Karmaşık bir süreç var. Çözüm için iki yol öneriliyor. Bunlardan biri mali uyum. Ama burada IMF de belirtmişti, her ülkenin kendi şartlarına göre bir mali uyum uygulaması gerekiyor. Çok hızlı bir mali uyum olursa büyümeye zarar veriyor. Çok yavaş olursa kredibiliteyi zayıflatıyor. Orta vadeli bir şey olması gerekiyor. Son dönemlerde çok söyleniyor bankaların güçlendirilmesi gerekiyor. Bankaların yeniden sermayelendirilmesi konusunda bir mutabakat olabilir. Buradaki problem 17 üyeli bir parlamentonun olması. ABD’de yapılan parasal genişleme bir katkı sağladı ama kalıcı bir toparlanmayı sağlayamadı. Avrupa’da bankacılık sektörü büyük bir risk altında” dedi.

Çözüm sıkıntısı yaşanan küresel krizde Türkiye’nin en büyük riskinin dış ticaret açığı olduğunu ifade eden Akbank Başekonomisti Fatma Melek, Türk bankalarının Euro Bölgesi’ndeki toplam risklerinin 10 milyar dolar olduğunu, bunun 1 milyar dolarının Portekiz, İrlanda, İspanya ve Yunanistan’da olduğunu söyledi.

Melek, Türkiye’nin riskleri konusunda şöyle konuştu:

“En büyük riskimiz dış ticaret. İkinci riskimiz Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımlar. Bunların da önemli bir kısmı, yüzde 73’ü AB ülkelerinden gelmiş. Dolayısıyla burada da problemlerin derinleşmesi, çözümlerde geç kalınması Türkiye’ye olan doğrudan yatırımların gerilemesine neden olabilir.
Türkiye’nin üçüncü riski olarak da ‘Acaba sorun yaşayan ülkelerde bankalarımızın riskleri var mı?’ diye baktığımızda Türkiye’nin bu ülkelerde çok riski yok. Türkiye’nin AB’deki riski çok düşük. Türk bankalarının Euro Bölgesi’ndeki toplam riskleri 10 milyar dolar. Bunun sadece 1 milyarı doları Portekiz, İrlanda, İspanya ve Yunanistan’da.”

Akbank başekonomisti Milliyet´in sorularını yanıtladı:

AB’den daha kara tablo bekliyor musunuz?
Daha olumsuz bir tablo çıkmasını düşünmek istemiyorum. Almanya Başbakanı Merkel’in de altını çizdiği bir konu var, euro’nun istikrarını korumak istiyorlar. Dolayısıyla bir çözüm olabilir. Ancak bu sürecin çözümü zaman alabilir. Euro’nun istikrarını hali hazırda gündemde olan paketle sağlayamazlarsa daha olumsuz bir görünüm ortaya çıkabilir. Bu belirsizlik bütün diğer ülkeleri ve hepimizi çok etkiliyor.

TL’deki değer kaybı nerede durur?
Bir iki ay önce 0.5 euro ve 0.5 dolardan oluşan döviz sepeti 2.16’ı vurdu. Merkez Bankası (MB) da bir süre önce “Döviz sepeti olması gerekenin yüzde 5 veya yüzde 10 üzerinde” demişti. Bu 1.95 ile 2.05 arasında olacak demektir, Merkez Bankası’nın gördüğü seviye bu. Geçtiğimiz günlerde 1.90’nın üzerine çıktı. Orada MB çok ciddi şekilde döviz alım ihalelerini artırdı. Merkez Bankası dövizin artmasını çok fazla istemez çünkü bunun çekirdek enflasyon üzerinde etkisi olur, önümüzdeki dönem enflasyon beklentilerini bozması açısından. TL’deki sınırlı bir değer kaybı.

Türkiye diğer gelişemekte olan ülkelerden ayrıştı mı?
Gelişmekte olan hangi ülkeye baktığımıza bakar. Çin ve Hindistan yüzde 8-9 büyüyor. Türkiye’nin bu süreçte çok olumlu iç dinamikleri olduğu görüşündeyim. Türkiye’nin çok sağlam bankacılık sektörü olduğunu düşünüyorum. İki önemli faktör var ki şu anda dünya onlarla karşı karşıya bulunuyor. Birisi kamu borcu, ikincisi bankacılık sektörü. Ülkelerin kamu borçları ve bankacılık sektörleri, bu ikisi birbirini besliyor. Türkiye’nin hem kamu dengesi hem de bankacılık sektörü çok sağlam. Bütçe ilk sekiz ayda fazla verdi. Bunlar Türkiye’nin krizden çok sağlam çıkmasını sağladı.

Yatırımı nereye yapmalı?
Olumlu olumsuz altı yedi senaryo çıkıyor. Dolayısıyla tasarruf sahipleri kendi risklerine göre hangi varlığa ne kadar ağırlık vermesi gerektiğine karar vermeliler. Örneğin emtia dersek, riskli kabul edilen emtia gruplarında geçen yıl oluşan gelirlerin önümüzdeki dönem oluşması pek beklenmiyor. Dünyada öne çıkan ABD dolar talebinin emtia fiyatlarını baskı altında tutması bekleniyor. Riskten kaçınma ve rezerv özelliği nedeniyle altın ön plana çıkıyor. Risk getiri profilinden bağımsız olarak her tasarruf sahibi altın çeşitlendirmesi yapabilir. Hisse senedi piyasasına baktığımız zaman Türkiye TL’nin bu kadar değer yitirdiği bir dönemde hisse senetlerinin gücünü koruması dikkat çekiyor. Diğer gelişmekte olan ülkelerde hisse senetleri piyasaları yüzde 25 değer yitirirken Türkiye’deki değer kaybı yüzde 15 olmuş. Dolayısıyla risk iştahının arttığı bir dönemde Türk hisse senedi piyasalarının cazip olacağını düşünüyorum. Muhafazakâr bir risk profili daha fazla kendini mevduat ve bonoda konumlayacak. Altında ana para korumalı fonlar öne çıkıyor. Hisse senetlerinde yine ana para korumalı fonlar var. Bunlar önerilebilir.

Milliyet

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
VOB 30 Beklenti Ne Yönde?

Bir süredir destek bulduğu 67.500-66.800 aralığında dün de tutunmaya çalışan kontratın, son dakika satışlarıyla günü bu aralığın altında tamamladığını görüyoruz. ...

Kapat