Ağla Ey Milletim, Satıldık Enflasyon Lobisine

 

 

TCMB’nin 2012 yılında tedavüle çıkartacağı 10 bin TL’lik (10 ABD doları ve bin Euro) banknotların üstüne Titanik Transatlantiği’nin fotoğrafı konulacakmış.  Niye?  Çünkü her ikisi de hızla dibe çöküyor….hi hi hi. Bu çok acıklı makaleye ufak bir nükte ile başlayıp kendimi rahatlatayım dedim, çünkü yüreğim kan ağlıyor.  Satıldık EY Milletim,  bir kez daha sinsice vurdular bizi.  Yüksek Enflasyon Lobisi ile işbirliği içindeki malum basın bir yüksek faiz lobisi uydurup kandırdı sizi.  Siz, saf saf dış kaynaklı Yüksek Faiz Lobisi ile mücadele için kol bağlarken, arkadan toprak yoldan giren Enflasyon Lobisi,  yıllarca alın teriniz ile biriktirdiklerinizi çaldı ve gitti.

 

Eylül ayında oldu çekirdek enflasyon %7, Ekim’den itibaren manşet de yukarı tırmanacak:  Yıl sonunda olacak %8-8.5.  Gelecek sene ise eğer 1930’ların Büyük Buhranı’nı andıran bir durgunluğun içinde bulmazsak kendimizi, enflasyon %5 filan olmaz.  En az %7, belki de %10 olacak. Yıllarca negatif reel faizde finansal servetinizi tutacaksınız, emeklilik günleri için tüketimden feragat ederek biriktirdiğiniz her kuruş eriyip gidecek. Enflasyon canavarı ininden çıktı mı, bir daha girmez artık.  Hele, hele Ankara’da bir avuç sivri akıllı ekonomi kurallarını yeniden yazmaya, “farzdır, sünnettir” diye faizi reel olarak ekside tutmaya, köhnemiş eğitim sistemi, olmayan teknolojisi ve sıfer çeken tarımı ile %7 büyümeye kalkıştıkça, enflasyon canavarı bir daha hiç mi hiç inine girmez.

 

Niye girmez?  Birinci nedeni ekonomide öyle kayda değer bir yavaşlama filan yok.  Eylül verilerine bir bakın.  Kredi hacmi yavaşlıyor doğru, ama zaten Kurban Bayramı sonrasına kadar yavaş seyreder.  Ama, tüketici ve reel sektör güveni, PMI, kapasite kullanım oranı, elektrik tüketimi hepsi artıyor. Ekonomide yaz mevsimselliği ve AB’de yaşanan derin güven bunalımına tepki olarak bir miktar temkinlilik hakim, o kadar.  Ama, bunu kalıcı ve derin bir yavaşlama sanan sevgili kamu otoriteleri faizleri düşük tutarken, bir  yanda  da “dengeli bütçe” martavalı altında Af’dan gelen 15 milyarı da harcayıp iç talebi fayrap ediyor.

 

Ekonomide çıktı açığı kalmadı, bu yüzden de TL’nin değer kaybı çok yüksek bir oranda enflasyona yansıyacak.  Siz TCMB’nin “geçişkenlik çok düşüktür” demesine kanmayın.  Eğer TL’nin değer kaybından enflasyona geçişkenlik o kadar düşükse, Sevgili TCMB, niye aralıksız sözel müdahelede bulunup dolar/TL’yi 1.85’e fikslemeye çalışıyorsun?  Madem pahalı dolar ithalatı azaltıp, ihracatı yükseltiyor, enflasyona da hiç mi hiç olumsuz etki yapmıyor, salıver ucunu gitsin.  Dolar 2 TL olsun, daha iyi değil mi?

 

Yemez, Ankara’da alınlardan Ağustos sıcağında Bodrum’da teneke kulübede tost satan çocuğunki gibi şakır şakır ter akıyor. Göz boyama ve gaz verme ile ekonomiyi yönetme devri bitti artık.  Enflasyon, cari açık ve büyüme arasında çok zor tercihler yapılmak zorunda, ama değerli hükümetimiz 10 yıldır hiç böyle zor tercihler yapmaya zorlanmadı. Hep şansı yaver gitti. Bu sefer ezber bozuldu.  Ezberin bozulduğunun en güzel örneği de bugün 1.35 milyar dolar döviz satış ihalesi  açılması (750 milyon dolar sattı).

 

Sanki döviz satarak kura müdahele edebilecek de!  Arkadaşlar, biraz dünyayı takip eden herkes yalnız Türkiye değil, Brezilya’dan Malezya’ya her gelişen ekonomiden tonla sıcak para kaçtığını biliyor:  TL’nîn değer kaybı bize mahsus bir sorun değil. Küresel riskten kaçış ve kaldıraç azaltma güdüsünden kaynaklanıyor. Siz istediğiniz kadar döviz satın, yabancı parasını alıp kaçacak.  EĞER gerçekten TL’nin değerini savunmak istiyorsanız, acilen PPK toplansın, hemen 100 baz puan faiz artırımı yapsın. Ya da toplu halde dua edelim AB bankalarını kurtaracak sermayeyi bastırsın da riskten kaçış sona ersin.

 

Bakın, bu ülkenin önümüzdeki 12 ayda cari açık, kısa vadeli yükümlülükler ve uzun vadeli yükümlülüklerin amortismanı olarak nerdeyse 200 milyar dolar dış finansmana ihtiyacı var. Sıcak para kaçarken, Avrupa bankaları kredileri azaltırken, bir finansman darboğazı oluşması kuvvetle muhtemel.  TCMB’nin elindeki 86 milyar dolar döviz işte o zor günlerde harcanmalı. Şimdiden harcamak, TL üstünde baskıyı bir iki gün azaltır, ardından yabancı “eyvah, TCMB’de F/X kalmadı” diye hiç ülkeyi terkedeceği yoksa da, çıkar gider.

 

AB bankalarını  Araf’ta bıraktığı sürece, 750 milyon değil, 7.5 milyar döviz satsak, TL değer kazanmaz.  TL değer kazanmadıkça da enflasyon canavarını inine sokamayız. Zaten, AB PIIGS ve bankacılık krizi bitse dahi TL  FAZLA değer kazanmaz.  Niye mi? Gayet basit. Cari açıkla iç talebi kısarak değil, ihracatı artırarak mücadele ediyoruz. İhracatı artırmanın başlıca yöntemi ise yüksek kurla rekabet avantajı sağlamak.  Ama, bir sefere mahsus devaluasyonla ebediyen rekabet avantajı sağlanmaz.  Bakın, yıllık ÜFE %13’ê yaklaştı.  Yani, ihracatçı TL’nin dolara karşı %20 değer kaybından kazandığı rekabet avantajının yarısını artan maliyetlere kaybetti.  ÜFE’de artış sürecek, gelecek sene dolar/TL 2.20 olsa da ihracatçının maliyeti kurtarmayacak.  O zaman?  Enflasyon olmuşken %8, bir kez daha faiz indirip TL’nin değerini düşüreceğiz.

 

Türkiye’nin ekonomik modeli iflas etti demiyeceğim, çünkü ortada model filan yoktu. Katı ideoloji ve  hokkabazlık vardı.  Artık şapkaya girecek kadar salak tavşan kalmadı. Auf Wiedersehen.

 

Atilla Yeşilada,

ayesilada@gmail.com

 

 

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: Gözler Avrupa Merkez Bankası Toplantısında…

EUR/USD ANALİZ Avrupa hisse senetleri, Avrupa liderlerinin borç krizine çözüm konusunda anlaşmaya varacağı spekülasyonlarının sürmesi ve yatırımcıların Avrupa Merkez Bankası'nın...

Kapat